Türkiye üzerine FETÖ örgütü tarafından girişilen işgal girişimini bu süreçte sorumluluk bilinciyle önemli bir duruş sergileyen yılların duayen siyasetçisi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile konuştuk…
¥ Böyle kirli bir kalkışma bekliyor muydunuz. Girişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?
GÖKÇEK: Ben açıkça ifade edebilirim ki bir darbe olmasını bekliyordum. Ancak bu kadar kanlı bir kalkışma beklemiyordum ve engelleyebiliriz diye düşünüyordum. Çok kanlı bir darbe girişimi yaptılar. Bunu vahşet olarak değerlendiriyorum. İnsanların taranması hiç hazmedilebilir bir şey değil. Parlamentoda her partiden insan var ve orayı bombalıyorsun. Bu ne düşmanlıktır. Güneydoğu’da beraber çarpıştığın özel harekat polisine bomba atıyorsun. Bunu akılla, mantıkla izah etmek kesinlikle mümkün değil.
¥ Darbe gecesi neler yaşadınız? İlk kimden öğrendiniz? Sonra nereye gittiniz?
GÖKÇEK: Ben genelde gece yarılarına kadar çalışırım. Gece 02.00-03.00… Erken çıkmam. Putin’in sağ kolu var, Alexander Dugin, Dış Politika Danışmanı. 17.00 gibi onunla konuştum. Orada da dedim ki: “Rus uçağını düşüren FETÖ’cüdür.” O da dedi ki: “Ben de aynen katılıyorum. Bunların tezgahıdır.” Saat 21.00 gibiydi. Uçakların uçmaya başladığı ilk saatlerde belediyeden çıktık. 30 dakika sonra iki astsubay gelip beni sormuş. Beni alıp götürmek istemişler. Nitekim daha sonra bir yaverde, benim de ismimin bulunduğu 4 kişilik bir liste çıktı. İlerleyen dakikalarda Konya yolunda giderken, jetlerin uçuşlarını gördüm ve sağı solu aradım. Bir bakan arkadaş dedi ki: “Melih, darbe başlıyor…” Gezi’den sonra şöyle bir tweet atmıştım. “Bizi meydanlara dökmeyin. Meydanlara inersek sizi tükürükle boğarız.” Burada da şöyle bir tweet attım. “Haydi FETÖ’cüleri tükürükle boğmaya!” 800 bin kişiye ulaşmış. Olaylar devam ederken, darbeciler tarafından arandığımızı öğrendik. Bir gecekonduya gittik. Kendimizce bu işleri yönetmemiz gerekiyordu.
¥ Herhangi bir gecekondu muydu?
GÖKÇEK: Bir arkadaşımıza aitti. Aslında önce o arkadaşın apartman dairesine gittik. Ancak üst katta bir paralelcinin oturduğunu, bizi görme ihtimalinin olduğunu ve ihbar edebileceğini söyledi. Biz de apar topar onun pek kullanmadığı gecekondusuna gittik. Bizim için kaçtı, saklandı diyorlar. Meydanlara çıksak, krizi nasıl yönetecektik? Neyse… Oradan da teker teker televizyonlara bağlandık. Emniyetle, valiyle, genel sekreterimiz ve daire başkanları ile irtibat kurmaya başladık. Özellikle polisimizden yardım için özel kepçe, otobüs, kamyon gibi araçları darbecilere engel olmak üzere bazı yerlere yönlendirdik.
¥ Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla neler değişti sizce? Siz araçları nerelere yerleştirdiniz?
GÖKÇEK: Cumhurbaşkanımız da bizden yaklaşık bir saat sonra çağrı yaptı. Asıl çağrı oydu. Hemen etkisini gösterdi. Sabaha karşı Cumhurbaşkanımızla görüştüm. “Akıncıların bombalanması lazım” dedim. Aksi halde uçaklar uçmaya devam eder. Akabinde Eskişehir’den jetler kalktı. Arkasından Güneydoğu’dan 1.600 kadar Özel Harekatçı geldi.
¥ Aklınızdan neler geçti? Korku hissettiniz mi? Ümitsizliğe düştüğünüz bir an oldu mu?
GÖKÇEK: En kötü ihtimal, alıp götüreceklerini düşündüm. En azından elimizden geldiği kadar mücadele edelim dedim. Çünkü Allah’a bir hesap vereceğiz. O’ndan başka kimseden de korkmuyoruz. Zaten bizi Allah korudu, ondan başarılı olduk. Cumhurbaşkanı 15 dakikayla, Başbakan 5 dakikayla, ben de yarım saatle kurtuldum. Hadi bunu bizim yeteneklerimizle izah et… Bu Allah’ın yardımıyla oldu, başka bir şey değil. Her gün, gece yarısı işten çıkan Melih, o gün erken çıktı. Biz her zaman şuna iman etmişiz: “Allah izin vermedikçe kimse bizim kılımıza zarar veremez. Ama O, emrettiyse, kainat bir araya gelse engel olamaz.” Bunun haricinde bazen, “Etrafında niye bu kadar koruma taşıyorsun” diyorlar. E Allah “tedbir al” diyor. Alıyoruz. Gerisini de O’na havale ediyoruz.
¥ Daha önce darbe yaşayan biri olarak, o darbelerle bunu karşılaştırır mısınız?
GÖKÇEK: Çok vicdansız bir darbeydi. Yani öncekilerde bu kadar ölüm olmadı. Ama burada sadece 246 kişi şehit edildi. Ellerindeki listeye baktığımızda 450 kişiye yakın infaz kararı aldıklarını öğrendik. Bir tepki olursa da “direndi dersiniz” diye bahane edeceklermiş. Bunları öğreniyoruz.
¥ Allah korusun, eğer bu darbe gerçekleşse neler olurdu?
GÖKÇEK: Ülke bölünürdü. Zaten bu devletin Güneydoğusunun bir kısmını PKK’ya vereceklerdi. Kesin. Amerika zaten bunlara bu konuda destek veriyordu. Amerika’nın payı da Trakya ve İstanbul bölgesiydi. Ülkeyi parçalayacak ve Apo’nun misyonunu tamamlayacaklardı. Olmadı.
¥ Bundan sonra aynı sıkıntıları yaşamamak için neler yapılmalı?
GÖKÇEK: Ordu, bürokrasi ve polisin içerisinde bir tane bile FETÖ’cü kalmamalı. Kim kalkıp da yeniden organize olmaya çalışıyorsa, T.C. vatandaşlığından atılması gerekiyor. Bunlar yapılırsa kısa sürede toparlarız. Böyle yapıldığında, bazı kurumlarda bir eksilme mi olur? Olmaz. Zaten bu insanlar ülkeye hizmet etmiyor, ihanet ediyordu. Güneydoğu’da bizim, PKK’nın içindeki ajanlarımızı onlara liste olarak veren, bu şerefsizlerdi. Sadece PKK’ya vermediler, gazetelerde yayınladılar.
400 FETÖ’CÜYÜ ATTIK, DEVAM EDECEĞİZ
¥ Bu yapıyla mücadelede, sizin gibi yerel yöneticilere neler düşüyor?
GÖKÇEK: Hepsini temizleyeceğiz. Bir tanesi kalmayıncaya kadar temizleyeceğiz. İlk etapta 400 kadar FETÖ’cüyü attık. Devam edecek bu. 400 kişiyle kalmayacak. Hata yapmak istemiyoruz. Dikkat ve adaletle ama müsamaha göstermeden, tüm FETÖ’cüleri atacağız.
¥ FETÖ’cüleri tespit ederken sizin kurum olarak kriterleriniz neler?
GÖKÇEK: Değişik yöntemlerimiz var. Bank Asya ile bağlantısı olanları tespit ediyoruz. Sosyal medya hesaplarını inceliyoruz… Fuat Avni’yi takip edenler ama sokaklara çıkıp nöbet tutanlar. Bunları bile inceliyoruz. Birkaç kriterimiz daha var. İnce eleyip sık dokuyarak buluyoruz. Sonra atıyoruz. Atacağız da…
‘Bahçeli harika bir duruş sergiledi’
¥ Bu darbe kalkışmasında, Devlet BAHÇELİ’nin rolü ve tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?
GÖKÇEK: Sayın Bahçeli çok harika bir millî duruş sergiledi. Zaten onun en büyük vasfı bu millî duruşudur. Her durumda sokağa dökmez gençleri. Hayatı boyunca, gençlerin sokağa çıkmaması için gayret gösterdi. Fakat bu olayda, ilk defa gençlerin sokağa çıkmasına müsaade etti. İlk geceden beri her gün Kızılay’da beraberiz MHP’li gençlerle. Devlet Bey de mükemmel beyanatlar verdi. Minnet borçluyuz. Allah razı olsun.
¥ Muhsin Yazıcıoğlu ve diğer faili meçhul cinayetler hakkında ne söylemek istersiniz?
GÖKÇEK: Kesinlikle arkasında FETÖ var. Hrant Dink, Yazıcıoğlu, Uludere, Rus uçağının düşürülmesi, MİT TIR’ları… Bunların hepsinin arkasında FETÖ var. MİT, KCK’yı kontrol etmek için Yürütme Kurulu’na 2 kişi sokuyor. Amerikalılar bu isimleri Paralellere veriyor ve ‘deşifre edin’ diyor. Bunlar Taraf gazetesi vasıtasıyla ‘MİT’in KCK ile Kirli İlişkisi’ başlığıyla yazdılar. İsim isim verdiler ve PKK o isimlerden birini infaz etti. ”
ERBAKAN FETÖ’YE “İHANET ÇETESİ” DEMİŞTİ
¥ Merhum Erbakan’ın yakınında bulundunuz. Hoca’nın bu yapıya karşı tavrı neydi?
GÖKÇEK: İlk günden itibaren bir ihanet çetesi olduğunu söylüyordu. Nitekim haklı çıktı.
¥ Konuyu biraz değiştirelim; bir başkan olarak, Ankara’daki askeri alanlar ile ilgili neler yapılmalı?
Kesinlikle şehrin dışına taşınmalı. Şehrin dışında yeni binaların inşası için, eski askeri bölgelerin bir kısmı özel alanlar olarak değerlendirilebilir. Yeni inşaatların maliyeti karşılandıktan sonra, eski askeri bölgeler yeşil alan olarak korunacaktır. Dolayısıyla o yeşil alanlar da vatandaşın hizmetine sunulur.
¥ Milletimizin duruşunu nasıl yorumluyorsunuz?
GÖKÇEK: İman dolu, tam atasına layık Müslümanlar gibi davrandı milletimiz. Bir televizyon kanalında gördüğüm sahneyi hiç unutamıyorum. Bir muhabir, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin işgal edildiği bir sırada kameraların karşısında, “Vatandaşlar korku içerisinde ne yapacaklarını bilemiyor” diye bir ifade kullandı. Oradaki gençler, “Ne diyorsun lan sen? Biz şehit olmaya geldik buraya!” diye tepki gösterdiler. Tankın içerisine kafasını sokup, “Hadi lan, ateş etsene…” diye kafa tutanlar bile var. Tank onu silkeleyip düşürüyor. Yine çıkıp aynı şeyi söylüyor adam. Tankın önüne yatanlar, altından geçenler…
¥En çok etkilendiğiniz kahramanlık hangisiydi?
GÖKÇEK: Hepsi beni çok etkiledi. Bir bacımız kamyonun direksiyonuna geçiyor. Yanında da bir başka hanımefendi. Biri tesettürlü, biri açık. İşte tam Türkiye’yi gösteren bir tablo.
‘Meral AKŞENER FETÖ’cülerin adayı’
¥ Meral Akşener ve ekibinin de bu darbecilerin projesi olduğu söyleniyor. Sizin yorumunuz nedir?
GÖKÇEK: Herkes, Meral Akşener’in kim olduğunu gördü. Nasıl gördü? Dikkat ederseniz kullandığı slogan, “Yurtta sulh, cihanda sulh!” Her ilde tekrarladığı söz. Bu darbenin maşaları da sözde Yurtta Sulh Konseyi adı altında bildiri yayınladılar. Onların da sloganı yine “Yurtta sulh, cihanda sulh” idi. Birebir örtüşüyor. Bunun yanı sıra AKŞENER, daha genel başkan bile olmadan “Ben başbakan olacağım” diye iddialarda bulunuyor. Yetmiyor, “15’inden sonra her şey değişeceeek” diyor. Ben de Beyaz TV’de ona yönelik yapacağım programda diyeceğim: “Değiştiiir!” Tüm bunlardan anlıyoruz ki şöyle söylemişler: “15 Temmuz’u bekle. Seni başbakan yapacağız.” Bir de evinin önünde evraklar yakılıyor. Kaç defa Beyaz TV açıkla dedi. Bir türlü cevap gelmiyor. Bunlar gösteriyor ki Meral AKŞENER, FETÖ’cülerin adayı.
‘ABD ya Türkiye’yi ya da FETÖ’yü tercih edecek’
¥ Bu kalkışmadaki küresel ilişkiler noktasında neler söylersiniz?
GÖKÇEK: Bu kalkışmaya en hafif tabirle, psikolojik destek verenler batıdaki ülkelerdir. Yalnız şu an Amerika yol ayrımında. Ya FETÖ’yü tercih edecek ya da Türkiye’yi. Bu son derece önemli. Eğer FETÖ’yü teslim etmezlerse, Türkiye Amerika’yı affetmez. Türkiye’deki Amerika düşmanlığı en üst seviyeye çıkar. Ama teslim ederlerse, düşmanlık yerine sempati doğabilir. Ilıman hava eser. Bekliyoruz.
KALKIŞMADA İKİNCİ DALGA OLMAZ
Başta İngiltere olmak üzere bazı ülkeler, o gün sabah 06.00’da kendi vatandaşlarına, “Sokağa çıkmayın. En yakın zamanda Tükiye’yi terk edin!” mesajı vermişti. Bu ikinci dalganın sinyali miydi? İkinci bir dalganın geleceğini kesinlikle düşünmüyorum. Allah’ın izni ile bu millet onu da püskürtür. Ama ikinci dalga olmaz.
